Nevrim Döndü: Ergenekon’dan Nevruz’a Dönüşümün Sırrı



Nevr Uz > Nevr Us 

Nevr” kelimesi “yeni, taze” anlamına Baharın gelişiyle de ilişkilidir. “Sinir” ve “talih” anlamları ise, duygusal ve fizyolojik durumlarla ilgilidir. Sinir sistemi, bedensel ve ruhsal dengemizi belirleyen bir yapı iken, “talih” ise kader ve alın yazısını ifade eder. Sinirlerin gerilmesi ya da rahatlaması, bireyin talih algısını da etkileyebilir.

“Uz > Guz > Oğuz” dönüşümü, eski Türkçedeki kelime değişimlerine dayanır. “Uz” kelimesi eski Türkçede “uzun, bilge” anlamına da gelirken, “Ar, Ur, Gur, Oğur, Us, Uz, Guz, Ovuz, Oğuz fonetikleri Oğuz boylarıyla ilişkilendirilmiştir.


Ergenekon Destanı, Türklerin dar bir vadide sıkışıp kaldığı, yıllar sonra buradan bir demir dağı eriterek çıktığı anlatısıyla, sıkışmışlıktan kurtulma ve yeni bir başlangıç temalarını işliyor.


Nevruz ise doğanın ölümden (kış) yeniden doğuşa (bahar) geçişini simgeliyor.


İnsan ruhu, doğa gibi sürekli bir değişim ve dönüşüm içindedir. Bazen öfke ve sıkışmışlık hissiyle gerilir, bazen de baharın gelişi gibi ferahlar ve tazelenir. Türk kültüründe ve dilinde bu döngüyü anlatan çok özel kavramlardan biri “Nevrim döndü” ifadesidir. Öfkelenmek, sinirlenmek anlamında kullanılsa da, aslında derinlerde büyük bir dönüşümün işaretidir. Bu ifade, yalnızca bireysel ruh hâlini değil, milletlerin ve medeniyetlerin tarihsel değişimlerini de yansıtabilir.


Tarihsel olarak bakıldığında, Ergenekon Destanı ve Nevruz bayramı bu dönüşümün en güçlü sembollerinden biridir. Türkler, Ergenekon’da sıkışmış, zorlu bir süreçten geçmiş ve sonunda bir demir dağı eriterek özgürlüğüne kavuşmuştur. İşte bu kurtuluş anı, “Nevruz” yani “yeniden doğuş günü”olarak kutlanmıştır.


Bu mitolojik anlatım, insan psikolojisiyle doğrudan ilişkilidir. Nevrin dönmesi, tıpkı Ergenekon’dan çıkış gibi, bireysel bir sıkışmışlıktan kurtulmayı ve yeni bir bilince ulaşmayı simgeler. İnsan, zorluklarla karşılaştığında ruhu daralır, sinirleri gerilir. Ancak bu hâl uzun sürmez; dönüşüm kaçınılmazdır. Tıpkı Ergenekon’daki demir dağı eritip özgürlüğe kavuşmak gibi, insan da bir eşiği aştığında yeni bir ruh hâline geçer. İşte bu yüzden “Nevrim döndü” ifadesi sadece bir öfke anını değil, aynı zamanda büyük bir içsel değişimin habercisini de anlatır.


Dilimizde ve kültürümüzde bu denli köklü bir dönüşüm fikrinin varlığı, bireyin ruhsal yolculuğuna dair önemli ipuçları sunar. Bazen öfkemiz, bazen mutluluğumuz, bazen de kaderin bizi sıkıştırdığı anlar, aslında içimizde büyük bir dönüşümün başladığının göstergesidir. Ergenekon’dan çıkış ve Nevruz’un kutlanışı, bu döngünün tarihsel bir yansımasıdır. Belki de her insan, hayatında birçok kez kendi Ergenekon’unu yaşar ve sonunda kendi Nevruz’una ulaşır…


Yusuf Avcu

Yorumlar